19.01.10 22:16 zaman: 51 days

Naime Ana ile Söyleşi

yazar: Ertan KarataÅŸ

Her ne kadar kesin tarihi hatırlamıyorsamda 1995 senesinin Sonbaharı olduğu...

Frankfurt AKM`ne dair…                         

Her ne kadar kesin tarihi hatırlamıyorsamda 1995 senesinin Sonbaharı olduğu dün gibi aklımda.

Frankfurt Alevi Kültür Merkezi`ne ilk adımımı attığım günden bugüne 12 seneden fazla bir süre geçmiş.

Zaman zaman okul, iş ve özel nedenlerden dolayı çalışmalarına seyrek olarak katılsamda bu güzel kurumla ve bu kuruma hizmet eden canlarla hiç bir zaman bağımı koparmamış olmam benim için bir mutluluk vesilesi olmuştur ve halada öyledir.

12 senelik zaman zarfında bu yola hizmet etmek için kapıya gelip „eÅŸiÄŸe yüz süren“  bir çok canla tanışma fırsatım oldu. Bazıları kısa, bazıları uzun süre hizmet ettiler veya hala etmekteler.

Hayatımda ilk kez katıldığım cem, bir Cumartesi Günü Frankfurt`ta

Ahmet Kömürcü Dede`nin yönettiği bir cemdi.

Kalabalıkdı ve ben yer bulamayıp Bockenheim semtindeki „schönhof“ adlı salonun 4-5 basamaklı sahne merdivenine oturmuşdum. Bu satırları yazarken -tesadüf bu ya yine Cumartesi Günü-, fotograflar bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiverdi.

Ahmet Dede gülbeng verdikçe canlar hep birlikte „Allah Allah“ diyor bense Türkiye`de ilk ve ortaokulda bana öğretildiği gibi „amin“ diyordum.

O günden bugüne çok şey değişti...

AKM bünyesinde bir çok dedeyle, yazarla, sanatçıyla tanışma ve sohbet etme fırsatım oldu.

Bu durumu çok büyük bir kazanım olarak görüyor ve her genç arkadaşıma da dernek faaliyetlerine katılıp bu fırsatı değerlendirmesini tavsiye ediyorum.

Senelerden beri -Frankfurt Alevi Kültür Merkezi, Cemevi`ne kavuÅŸmadan önce- aklımdan geçen bir fikir vardı. Alevi Kültür Merkezi`nde tanıdıgım ve kendilerini tanımaktan mutlu olmakla beraber gurur duyduÄŸum  â€žÃœÃ§ Can“ ile bir röportaj yapıp onların bu vesileyle duygu ve düşüncelerine tercüman olmakla beraber birazda onların çok bilinmeyen yönlerini bu yola hizmet eden ve etmek isteyen canlara aktarmaktı. Şüphesiz Alevi Kültür Merkezi`nde bu yola hizmet eden canlarımızın sayısı „üç“ ile sınırlı deÄŸil ve diÄŸer canlarımızda en az söyleÅŸiye katılan bu canlarımız kadar deÄŸerli ve saygıdeÄŸer kimseler.

Bu nedenle öncelikle „ Ertan benimle niye röportaj yapmadı ? “ diye düşünüp, bana gücenen, alınan veya sitem eden herkesden özür diliyorum.

Önümüzdeki günlerde onlarlada bu tarz bir söyleşi yapma imkanımız olacağından eminim.

Bu „Üç Can“ kim diye merak ettiğinizden eminim ama sizleri biraz daha meraklandıracağım.

Üç bölümden oluşan bu röportaj serisinin ilk konuğu veya „ev sahibi“ sevgili büyüğümüz Naime Ana yani Naime Nayman.

Frankfurt Alevi Kültür Merkezi Cemevi`nin Açılışına yetiştiremediğimiz bu röportaj bu güne kısmetmış...

Beğenmeniz ümidiyle

Ertan KarataÅŸ                                                                                   

 

 

Naime Ana ile Söyleşi

Naime Ana kendisini tanıdığım günlerden beri, dernekde bulunduğu süre içerisinde neredeyse zamanının tamamını „mutfak“ da hizmet ederek geçiren bir büyüğümüz.

Her sene Muharrem Ayı`nda yaptığı irmik helvasının hafızamda ayrı bir yeri vardır.

Belki yeri değil ama söylemezsem „içli köftenin“ hatırı kalır... Yaptığı içli köftenin ününün Frankfurt sınırlarını aştığına bizzat şahit oldum.

Cemlerde yaptığı bulgur pilavı ve pişirdiği kurban eti cabası.

Bu söyleşi için biraraya geldiğimizde bizim Naime Anamız „hemen geliyorum“ deyip dışarı cıktıktan 5 dakika sonra elinde koca bir tabak dolusu taze yapılmış, sıcak çörekler ve çayla içeri giren bir büyüğümüz. Varın gerisini siz düşünün.

Yıllardan beri daima aklımın bir köşesinde, eğer ilerde bir gün Frankfurt Cemevi Projesi gerçekleşirse, mutfak kapısının üstüne „Naime Ana Aşevi“ diye ufak bir levha asmak fikri bulunmakta. Kendiside dahil olmak üzere benim dışımda herkes bu fikirden bihaber. Yada bihaberdi…

Lafı fazla uzatmadan işte söyleşi...

 

Naime Ana bize biraz kendinizden bahsedermisiniz ?

İsmim Naime Nayman aslen Çorum`luyum. Çorum`un Gökçepınar Köyü`nde doğdum.

İlkokulu köyde bitirdikten sonra Çorum Kız Enstitüsü`nde öğrenimime devam ettim.

Babamın halasının oğlu olan eşim Kemal Nayman ile evlenerek Almanya`ya geldim.

 

Bildiğimiz kadarıyla Frankfurt AKM kurulduğundan beri bu yola hizmet ediyorsunuz…

1980 Çorum olaylarında babamı kaybettim. Babam soy olarak İmam Rıza soyundandı.

Kendisini kaybettikten sonra sağolsun bir çok eş, dost, akraba bizi ziyaret ettiler, başsağlığı dilediler. Sohbet ederdik, Alevilikden bahsederdik, konuşurduk. çoğu benden büyük olan bu yakınlarımızla 1986-87 yıllarında Frankfurt´da bir Alevi Derneği`nin kurulmasını kararlaştırdık.

Tabi o zamanlar bugünki gibi telefon, fax da yok. Birbirimizle mektuplaşarak ayda bir kere görüşürdük. Tek bayan bendim. Bayramlarda da biraraya geldiğimizde benden başka bayan olmazdı. Bu durum yaklaşık 5 sene böyle devam etti. Önceleri toplantılarda yöneticilere çay, kahve yapardım... Daha sonraları bu kurumun başkanlığını yaptım…

 

İlk kurulduğu yıllardan bugünlere kadar şöyle bir geriye baktığınızda Frankfurt AKM`nin şu anki maddi-manevi durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

DerneÄŸimiz 15 Ekim 1989 tarihinde kuruldu.

Frankfurt Alevi Kültür Merkezi`nin tabiki zaman zaman inişleri-çıkışları oldu.

Maddi-manevi çok zor günler geçirdik. Yorulanlar, aramızdan ayrılanlar oldu.

Hakka yürüyenler oldu...Bu günlere bu yola inanan, emek veren insanların sayesinde geldik. Şuan çok özverili çalışan, saygın, inançlı bir yönetimimiz var.

 

Naime Ana sizin bazen AKM nin tarihinden bahsederken konuşmalarınızda kullandığınız bir „çanta dernek“ tabiri var.

Nedir bu biraz bahsedermisiniz ?

1986-89 arası yani Frankfurt Alevi Kültür Merkezi yasal olarak henüz kurulmamışken dostlarla, Aşure Ayı`nda, Kurban Bayramı`nda biraraya gelirdik. Dernek lokalimiz yokdu. Derneğin yazışmalarını, dökumanlarını evden-eve çantalarımızda taşırdık....

Bu tabir ogünlerden kalma.

 

Bildiğimiz kadarıyla 2007 senesinda Avrupa`da ilk olarak bir „Ana“ cemde posta oturdu ve bu Ana sizdiniz…

Kısaca anlatmaya çalışayım. Senelerden beri bu inancı yaÅŸatmaya çalışırken bir gün Kasım Dede aradı. AABF`nin genel kuruluna katılmış, orada artık Analarında posta oturması konusunda görüş belirtilmiÅŸ. SaÄŸolsun orada hazır bulunan bir çok canımız beni layık görmüşler.  Aradı durumdan haberdar etti.

Başkanımız Vahap Abi`nin ve Kasım Dede`nin çok büyük manevi desteğini gördüm. Bu desteğe gördüğüm bir rüyada eklenince benim için çok onur verici, gururlandırıcı bu görevi üstlenmeye karar verdim.

Halen Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurulu`nun eğitim seminerlerine düzenli olarak katılmaktayım. Analık görevi ayrı bir sorumluluk yüklüyor insanın omuzlarına. İnsan ister istemez attığı her adımı bir kezde „Ana“ olarak düşündükten sonra atmak zorunda kalıyor.

 

Hangi ocakdansınız ?

İmam Rıza Ocağı`ndan. Amcalarım, dedelerim, babam dedelik yapmış kimselerdi.

Keza rahmetli babaannem bu yola çok bağlıydı.

 

Rahmetli babanız Veli Dede 1980 Çorum Olayları`nda şehit ediliyor bildiğimiz kadarıyla, hüzünlenicez belki biraz ama bize o günlerden bahsedermisiniz ?

Neler yaşadınız ?

 

Hiç hazır olmadığımız bir zamanda kaybettik babamı. Babam Çorum Olaylarında,

„Dede“ olduğu için, camiden çıkan bir grup şeriatçı tarafından katledildi.

Çok etkilendik. Ailenin en büyük çocuğu bendim ve Almanya`da yaşıyordum.

Babam benim okuyabilmem, iyi bir öğrenim görebilmem için büyük bir çaba gösterdi. İlkokuldan sonra kız enstitüsüne gitmem konusunda beni çok destekledi.

O zamanlar maddi imkanlar çok kısıtlı olmasına rağmen beni kız enstitüsüne gönderdi. Çok samimi birer dosttuk babamla.

Çorum Olaylarını o zaman gazetelerden öğrendik. Bugünki gibi televizyon, radyo, telefon yok...

Hemen iki kardeş Türkiye`ye uçtuk. İlk zamanlar kaldıramadığım bir yüktü benim için. Katledilen canlarımızın cenazeleri bile verilmiyordu, saklanıyordu. Cenazesi teslim edilmeyen bir çok öğrenci gencimiz vardı.

 

Tunceli`li Ali Rıza isminde üst rütbeli bir subay vardı. Babamın cenazesinin bize teslim edilmesinde yardımcı oldu. Kendisiyle daha sonraki yıllarda da görüşme fırsatımız oldu.

Örgütlü bir yapımız olsaydı bu katliamlar olmazdı diye düşünüyorum.

 

Her sene Hacı Bektaş`a gidip geliyorsunuz bildiğimiz kadarıyla…

Evet. Gidince de en az bir kaç gün kalıyoruz. Günübirlik gidip dönünce içim rahat etmiyor.

Nasip olursa bu yılda gideceğiz.

Ulusoy Ailesi ile eskiden beri tanışıklığımız var. Rahmetli Ali Naki Ulusoy`u, Veliyettin Ulusoy`un Amcası olur çok severdim. Küçükken babamla olan konuşmalarını, sohbetlerini dinlemek bana büyük haz verirdi. Babam kadar severdim Ali Naki Ulusoy`u. Benim için çok değerli insanlardı.

 

 

Seneler önce henüz Türkiye`de belediyelerin „Hacı BektaÅŸ Festivali`ne“ bugünki  kadar yakınlık göstermediÄŸi günlerde bir kampanya baÅŸlatıp baÅŸarıyla sonuçlandırdınız. Bundan bahseder misiniz biraz?

16 Ağustos 1994 tarihinde, Festival için Hacı Bektaş`daydım. Katılım o kadar fazlaydı ki Belediye`nin umumi banyolarının çok yetersiz olduğunu gördüm ve bu durum beni çok üzdü. Hemen orada bu konuda bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim. Almanya`ya döner dönmez bir şeyler yapmayı kafama koydum.

AABF`nin genel kurulunda söz alarak bu konudan bahsettim ve bütün delegelerden çok büyük destek gördüm. Sağolsun ayakta alkışladılar.

Ev ev dolaşarak bağış toplayarak bu projemizi gerçekleştirdik. İnşaat süresince iki kere Türkiye`ye gidip geldim. Kulakları çınlasın sevgili Gülizar Akkuş`unda çok emeği geçmiştir.

Bu projemiz için koşuştururken yine 1994 senesinde Federasyon olarak bir de Tunceli`ye yardım kampanyamız oldu.

Almanya`da giysi, elbise toplayıp Turgut Öker`le Tunceli`ye götürüp yardıma muhtaçlara dağıtılmasını sağladık. O zamandan beri hala Turgut Öker`le aramızda abla-kardeş ilişkisi devam etmekte. Çok değerli bir insandır kendisi.

 

Senelerden beri bu yola hizmet ediyorsunuz,  hizmet ederken, çalışırken sizi en çok motive eden ÅŸey nedir ? İllaha ki yorulduÄŸunuz zamanlar oluyordur… Kendi kendinize ne diyor da tekrar hizmet etmeye devam ediyorsunuz. ????

Sanırım bu motivasyonu bu gücü Aleviliğin kendisinden, bu yola olan inancımdan alıyorum.

 

Frankfurt Alevi Kültür Merkezi`nde çok duygulandığınız anlar olmuştur...

Evet, şu anki yerimize taşındıktan sonra yaptığımız ilk cemde eşyaları toplamadan, olduğu gibi öylece bırakarak eve gittim. Yolda arabada çok duygulanmışdım. Senelerden beri cemlerimizi hep bize ait olmayan salonlarda yapardık, halılarımızı, tencerelerimizi bütün araç-gerecimizi kamyonlara, arabalara yükler cemin yapıldığı salona götürür, cem biter bitmezde yine aceleyle toplar derneğe geri getirirdik. Çok yorulurduk ve bu yorgunluğa birde kendi cemevimize sahip olmayışımızın burukluğu eklenirdi. Yeni yerimizde yaptığımız ilk cemde eşyalarımızı ertesi gün gelerek, rahat rahat toplayıp temizledik. O gün arabayla evi dönüşümü hiç unutmam.

Birde geçen sene açılış etkinlikleri kapsamında, değerli başkanımız Vahap Abi bana seneler önce kadınlar kolu başkanı iken yaptığım bir konuşmayı bulmuş, çerçeveletip hediye etti. Buda beni çok duygulandırmıştı.

Frankfurt Alevi Kültür Merkezi geleneksel olarak her sene en az bir tane kültür gecesi düzenlemektedir. Bu kültür gecelerine Türkiye`den sanatçılar davet ediliyor.

Erdal Erzincan`dan, Güler Duman`a Kıvırcık Ali`den, rahmetli Ali Ekber Çicek`e kadar bir çok sanatçıyla tanışma ve onları ağırlama fırsatınız oldu.

Bu sanatçılarımızla yaşadığınız bizimle paylaşmak istediğiniz ilginç bir
anınız var mı?

Kıvırcık Ali bir gün evimde misafir oldu. Kendisi gittikten sonra yattığı yatağın kenarına bir kart bırakıp „Ana“ diye hitap etmiş ve çok güzel şeyler yazmıştı.

Birde dernek olarak düzenlediÄŸimiz kültür gecelerinden birinde  ÅžiÅŸli Belediye BaÅŸkanı Mustafa Sarıgül misafirimiz oldu. Ben bir konuÅŸma yapıp sahneden inerken „Dur hanim aÄŸa dur!  Ben çok ana-bacı gördüm fakat sizin gibi bacı gibi bacı görmedim“ diyerek iltifat etmesi çok hoÅŸdu.

 

Aleviliği bir kaç cümle ile tanımlamak gerekirse, nasıl tanımlarsınız ?

Sevgili Ertan, seninde bundan emin olduğunu biliyorum ama yine de söylemek istiyorum.

Aleviliği tanımlamak gerçekten zor. Aleviliği anlamak için yaşamak gerekli.

 

Okuyucularımıza vermek istediğiniz bir mesajınız veya söylemek istediğiniz bir şey var mı ?

Tavsiyem yaşlı, genç, kadın, erkek bütün canlar bu yola, bu inanca, bu kültüre sahip çıksınlar.

Ben buraya 55 km uzaklıkta Hanau da kalıyorum fakat Frankfurt`u daha iyi biliyorum.

Sağolsun bu derneğe çok hizmeti geçmiş Kasım Odabaş ile derneğin işlerini halletmek için Frankfurt`un sokaklarını çok aşındırdık. Uzun bir yönetim arkadaşlığımız oldu Kasım Odabaş ile. Kendisine bu vesileyle selam olsun.

Bir de bu arada söylemek istediğim bir şey var. Burada hizmet etmemim en büyük nedenlerinden biride değerli başkanımız sayın Vahap Aslan`dır. Bunu söylemeden geçemiycem.

Bütün canlarımıza sesleniyorum onlardan bir ricam var,

„Anadır, bacıdır, baş tacıdır“ sözü lafta kalmamalı. Analarımıza, eşlerimize, bacılarımıza, kızlarımıza yardımcı olalım. Bu yola hizmet etmeleri için destek verelim.

Yıllardan beri beni yalnız bırakmayıp daima destek olan sevgili eşim Kemal Nayman`a çok teşekkür ederim.

 

Bu güzel söyleşi için sahsım ve alevi-frankfurt.com adına bende size çok teşekkür etmek istiyorum.

Rica ederim. Çok güzel bir söyleşi oldu, ben teşekkür ederim.

Yolunuz açık olsun.